Ana içeriğe atla

haydi çocuklar aşıya!

 çocukluk yıllarıma denk gelen bir slogan, "haydi çocuklar aşıya!" eyvah yaşımız ortaya çıktı, hahah.

o zamanlar aşıyla ilgili tek bilgim iyi bir şey olduğu, bizi koruduğu (savaşçı hücrelerimizi çoğalttığı, mikrop düşman gelince onları yendiği), biraz canımızı acıttığı ve aşı olurken şırıngaya bakmazsak daha iyi olacağıydı. bugün aşı hakkında daha fazla şey bilmiyorum.

son 1,5 yıldır psikolojimizi, fizyolojimizi, sosyolojimizi bolca etkileyen, alışkanlıklarımızı mecbur değiştiren, algımızı mutasyona uğratan covid-19 için beklenen (ama bazılarınca da beklenmeyen) aşı sonunda yaygınlaştırılmaya başlandı. 

UK için aşılanan kişi yaş sınırı 40 civarına indi, TR'de ise henüz 50 civarına varmış. büyük oyunlar, savaşlar, katakulliler dönüyor tabii. neyse ben de geçen hafta aşımı oldum. eyvah yine yaş çıktı ortaya shshshs.
"Şu sıra Pfizer aşısı kullanıyoruz" dedi hemşirecik, olur dedim. sanki olmaz diyeceğim de.
ikinci dozu da temmuz'da olacağım, malum 2 doz yapılıyor bu meret.


Bayram sonrası yani önümüzdeki hafta Türkiye'ye giderim diye düşünüyordum, hem aile/arkadaş görüşmeleri hem tatil için. Ancak geçen hafta UK yeni bir karar çıkarttı ve TR'yi kırmızı listeye aldı. Yani bu şu demek, sadece UK vatandaşı ve oturma izni olanlar TR'den UK'e gelebilecek ve geldiğinde de 10 gün otel karantinası uygulanacak.
Yine gitsem dönemiyorum durumu, daha önce UK'e gelince TR'ye gidemiyorduk.
Umarım Türkiye'de aşılanan kişi sayısı artışıyla vakalar düşer ve yollar da açılır.

Artık bitsin gitsin şu hastalık ve yenisi de gelmesin. (İnsan evladı rahat durmuyor ama hastalık bitince yine birbirini yemelerde artış olur bu defa, o da olmasın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bosluk-finilfih

kesin bir yerlerde, bir dilde, "aklindan yuzlerce cumle gecirip hicbirsey soylememek" anlamina gelen tek bir kelime vardir, yoksa da ben hemen yaratiyorum: "finilfih" bu aralar finilfihim biraz. yazacak dusuncem, anlatacak duygum olmadigindan degil. sacma sapan seyler de var, cok tatli seyler de. sadece paylasima kapaliyim bu ara, gecer ama yakinda.

Planladigim sey bu degildi

Hosbulduk!  Bu ara butunlesik saglikli yasam amaciyla (tercumesi akil sagligimi korumak)  gunluk 20-30dk arasi yuruyus yaptigim parkin kapisi. Yani amacim senede bir, iki senede bir yazmak degildi buraya. Aklima estikce bile yazamadim. Zannetme ki unuttum, iki senedir aklima bir cok kez geldi buraya bir seyler dokmek veya paylasmak. Bir cok gezi yaptim mesela sevdiklerimle (Nantes, Ibiza, Lisbon, Valencia, Brittany, Limoges, Guney Afrika, Los Angeles-San Francisco, Kas), onlari aktarmak istedim ara ara, sonra zaman uzayinca amaaan dedim ve isin kolayina kacip instagram postu olarak yayinladim. Sonra birkac kez canim cokca sikildi, genel hayatla, dünyada ve turkiye'de olanlarla ilgili olarak bu. Son 1 senedir de dunyada olup bitenler bayagi domine eder oldu duygu ve dusuncelerimi. Insanlik olarak nereye gittigimizi sorguluyorum. AI ve robotlar bizim icin tehlike mi diye dusunurken, bizzat insanligin kendisi icin en buyuk tehlike oldugunu goruyoruz. Tabii AI ve robotlar neden te...

gecen sene bu zamanlar

bir yol telasi, bir yeni hayata baslangic heyecani, bir birakip gitme huznu, bir tanimlanamayan ama tartsan 100kg gelecek duygu yogunlugu... 15 Ocak'ta Londra Stansted'tan ilk girisim, ay sonunda donup evi kapatirim, isimden ayrilisimi tamamlarim derken, sinirlarin kapatilmasi ve Subat sonuna kadar burada kalisim. O periyotta ev tutarak, buradaki yerlesikligimin ilk resmi adimini atmam, duygu dalgalanmalari, kopuslar, donusler, alismalar, ozlemeler, aglamalar-ama deli gibi, kavusmalar, hastaliklar, mutluluklar-sanki hep oyleymisiz gibi, geriye geriye gelisler derken burada tekrar tasinmam ve sanki hem goz acip kapayincaya kadar, hem 3 sene gibi gecen 1 sene. bazi seyler hic degismezken, cok seyler de degisti. birak satir aralarini, kelime aralarinda yazmadiklarimdan 50 sayfa daha cikar. kendi hayatimin senaryosunu ben yazsam (biz yazmiyor muyuz zaten?!) boyle olmazdi, ama simdiye kadar iyi ve kotusuyle butun olarak bakinca fena gitmemis. hele su siralar sahnelenen kisim cok iyi...