Ne kadar kendimiz icin yasadigimizi daha yogun dusunuyorum bu aralar. Yasadigimiz, kurmaya calistigimiz hayat ne kadar kendimiz icin, ne kadari cevre icin? Sahnede herkes bizi izleyip bir sonraki adimimiz ne olacak, basaracak miyiz, dusecek miyiz diye merak ediyormus gibi yasiyoruz biraz.
Sunu da biliyorum; kendimize bictigimiz bir giysi var, kendi normalimiz, kendi standardimiz, hayaller ve planlarimiz... onlarin olma ihtimaliyle hayata baglanip, olmama umutsuzluguyla dertleniyoruz.
Bu hayaller, umutlar falan asgari olcude bir sart gerektiriyor, sistemin icinde olmak. Sistemin icinde olmak ise ekonomik dunyayla dirsek temasinin olmasi demek, carklarin biri ya da bir parcasi olmak demek.
Eger sistem disindaysan, yani somurulmesine izin verdigin emegin karsiliginda bir gelirin yoksa, umutlar ve hayaller gundem disina dusuyor. Zira belirsizlik, "onumuzdeki sene tatile nereye gitsem" seviyesinden "onumuzdeki ay halen bu hayati yasiyor olabilecek miyim" seviyesine geciyor.
Tum olumlama cabalari, iyiye ve guzele olan inanc yanip kul olmus gibi hissediyorsun...
Arada 5 aylik bir surede sozlesmeli calismis olmamin disinda 2 senedir is basvurulari yapiyorum. Bu surec cok acayip, inis ve cikislar anlik degisiyor. Bir basvurudan olumsuz yanit alip yigilirken bir baska basvurudan "gorusmek isteriz" cevabiyla umutlarin yeseriyor, sonra o yeseren umutlar da soluyor, tam her seyden vazgectim derken baska bir yer gorusme daveti atiyor... biri tokat atarken sonunda tokat atacagini bildigin bir baskasinin yanagini oksamasi gibi...boyle boyle, bu hafta olacak, bir sonraki hafta olacak diye diye zaman ve umut tukeniyor aslinda.
Zor bir durum, zorlu bir surec, kimsenin yasamasini istemem. Kendimin yasayacagini da hic dusunmemistim. Yani daha oncelerinde de hayat kaygisini yogun hissettigim zamanlar olmustu.
Kisa sureli issizlik sureci veya is yerinde yasanan stres ve sikintilardan kurtulma istegiyle beraber, "issiz kalmak daha buyuk sorun yaratir, biraz daha diren" dedigim zamanlar.
Ama bu defa farkli, bir kere farkli bir ulkedeyim ve vize tipim nedeniyle basvurabildigim isler sinirli, issizlik suresi cok uzadi, ait olma duygusu muglak, guvencede hissetmek sifirin altinda.
Son 3 aydir suresiz oturum (ILR) basvurusunun cevabini bekliyorum, henuz cevap gelmemesi ilave sikinti yaratiyor. Ben son zamanlardaki basvurularimi sanki ILR gelmiscesine yapiyorum ama is piyasasi da pis. Ilanlarin/pozisyonlarin gercekligi tartismali, reklam amaciyla cikan ilanlar, data toplamak amaciyla irtibat kuran ise alimcilar (recruiters), ghostingle sonuclanan HR yazismalari... Sanki cevrendeki (veya ise alinan) herkesten daha vasifsiz ve kalitesizmis gibi hissetmek. Bu dogru degil belki ama bu histen kacamiyor insan.
Cevrendekilerin merak duygusuyla ve mutlaka iyi niyetle sorularina hep ayni cevaplari veriyor olmak, kendini yine ispatlamaya calismak (Saygin xyz sirketinden red aldim vs vs, red alabilmek bile bir olcut...) onlarin tabii yine iyi niyetle "soyle yaptin mi, boyle yapmayi dene" diye soyledikleri seylerden de kendini yanlis veya eksik yapan insan hissetmek...
Kotu oldugunu soyleyememek, ama paylastigin instagram postundan "hayat sana guzel", "ohh yine geziyorsun keyfin yerinde" yorumlari aldiginda "aslen iyi olmadigimi ispatlamam mi gerek" dusuncesi. Yani ne kotu durumda olabilmek, ne iyi hissedebilmek.
Bunlarin cogunu astim artik bu arada, kimseye bir sey ispatlamak, aciklamak mecburiyetinde degilim, kotulugumu de, iyiligimi de ben biliyorum ve kim ne isterse onu dusunsun.
Eylul ayinda yasadigim ve beni alt-ust eden olaydan sonra da bir cok kimse ne yasadigimi bilmiyordu, gorunurde ayniydim da sonucta. Yasadigim sey bir nevi yasti aslinda, belki halen bu yas bitmis degil ama sekil degistirdi. Anilarim "maalesef" halen cebimde, anilarimdaki insan ise bir "hayalet"e donustu... Bunun kabullenisi zaman aliyor iste. Neyse...
Cok katmanli ve zor seyler yasarken, saglikli ve normal insan olmaya gayret ederek yasamaya calismak kolay degil.
Gerek is, gerekse iliskiyle sahip oldugum ve sevdigim duzenin, aliskanliklarin mecburiyetle degismesi, silinmesi, boslugu ve donusumu kabullenmek, yeni seyler olusturmaya calismak ve paralelde sosyal cevrende normal ve kabul goren insan olmaya devam edebilmek... kolay degil ama cabaliyorum.
Ben hic cok planli, ne zaman neyi yapacagi net bir insan olmadim. Yani "universiteyi bitirince sunu yapacagim, sonra surada yasayacagim, yurtdisina tasinacagim vs vs" planlarim yoktu. Ne yapmak veya olmak istemedigimi bilerek, hayatin sunduklari uzerinden, keyif aldigim seyleri baz alarak planlarimi yaptim daha cok. Bir miktar teslimiyet diyebiliriz.
Simdi de aynisini yapiyorum aslinda, teslim oldum bekliyorum. Ancak bu defa icsel sikintim cok yuksek, kaybetmek istemedigim seyler var ve bu teslimiyetin sonunda kaybedersem, bunu kabullenis zor gelecek. Her seye tekrar bastan baslamak...
Lutfen bu teslimiyet gonlumden gecen guzelliklere kavustugum bir sekilde sonuclansin. 🙏🏻✨
Bu yaziyi neden yazdim:
"Insanin caresizligini ifade edecegi bir muhatap bulamamasi, caresizligin kendisinden daha buyuk bir aci bazen"- Sule Oncu (Klinik psikolog/yazar)
Ve cozmeye aliskin insanlar icin cozumsuzluk hissi bir cehennem.
Yorumlar
Yorum Gönder