Ne kadar kendimiz icin yasadigimizi daha yogun dusunuyorum bu aralar. Yasadigimiz, kurmaya calistigimiz hayat ne kadar kendimiz icin, ne kadari cevre icin? Sahnede herkes bizi izleyip bir sonraki adimimiz ne olacak, basaracak miyiz, dusecek miyiz diye merak ediyormus gibi yasiyoruz biraz . Sunu da biliyorum; kendimize bictigimiz bir giysi var, kendi normalimiz, kendi standardimiz, hayaller ve planlarimiz ... onlarin olma ihtimaliyle hayata baglanip, olmama umutsuzluguyla dertleniyoruz. Bu hayaller, umutlar falan asgari olcude bir sart gerektiriyor, sistemin icinde olmak. Sistemin icinde olmak ise ekonomik dunyayla dirsek temasinin olmasi demek, carklarin biri ya da bir parcasi olmak demek. Eger sistem disindaysan, yani somurulmesine izin verdigin emegin karsiliginda bir gelirin yoksa, umutlar ve hayaller gundem disina dusuyor . Zira belirsizlik, "onumuzdeki sene tatile nereye gitsem" seviyesinden "onumuzdeki ay halen bu hayati yasiyor olabilecek miyim" seviyesine g...
Phoenix, Simurg, Anka Kusu; hikayesini ogrendigim gunden itibaren beni icine ceken, kendimce de yorumlayarak resmen bir kisim hayat felsefemi uzerine kurdugum mistik canli. Gorsel bana ait degil, searchte ikinci cikani aldim koydum Hikayesi kadar gorsel anlatimlardaki renkleri ve gorunusu daha dogrusu hatlari da estetik algimda yer edindi. Yillar icinde (bundan 20 sene kadar once) Yuzuklerin Efendisi ( LOTR ) temelli karakterler iceren hikayeler uydurdugumuz oyunlarda da yarattigim bir karakterin adi oldu, " Phoenixia ". Bu hikayeler icinde Phoenixia bir cok kereler oldu ve kullerinden kendisi olarak yeniden dogdu. Ancak sonuncusunda kullerinden kendisi olarak degil, degiserek ve karanlik tarafa gecerek geri geldi. Yani kullerinden geri doguslarda mutlaka bir degisimden bahsedilir ama bu daha cok, "sifirdan yenibastan", "daha guclu", "daha bilge" veya "daha direncli" vs seklinde yorumlanir. Neden anlattim bunlari, tabii baglayacagim bi...