Ana içeriğe atla

evsel ihtiyaçlar

hayat kaynağımız suyla başlayalım. malum burada marketlerde 2 çeşit su var biri düz bildiğimiz su "still", diğeri gazlı su "sparkling". markalarına göre pahalısı da ucuzu da var tabii. "still water"ların 1lt'lik şişelerde ortalama 1£ fiyatları oluyor.

turist olarak değil de uzun süreli yaşamak için geldiyseniz marketlerden pet şişeyle su almak uzun vadede hem maddi hem çevresel anlamda verimli değil. Musluk suyu ise biraz kireçli, doğrudan içenler de varmış ama ben yapamadım. içmek için, yemeklerde ve çay/kahve için kullanırken pet şişenin en güzel alternatifi "su arıtıcılı sürahi"ler (en bilindik markası brita ama başka markalar da var), bir ara-yaklaşık 10 sene önce- bunların bir türevi istanbul'da da modaydı. içinde filtre alanı var, 1 filtre yaklaşık 1-1,5 ay kadar gidiyor. filtre yedekleriyle almak mantıklı, ama yedek filtreler aşağıda bahsettiğim marketlerde de bulunabiliyor.

peki bu sürahiyi nereden alıyoruz? en pratik yolu online alışveriş. 

burada "koçtaş'a gidiyorum evimi çok seviyorum" tarzında bilgisayardan küçük ev aletlerine, sürahiden bisiklete bir çok ürün satan bir mağaza var, argos. online alışveriş sonrası "mağazadan teslim" veya "kapıya teslim" seçenekleri bulunuyor. mağaza teslimi için kendi lokal teslim noktaları veya anlaşmalı oldukları marketlerden (sainsbury gibi) teslim alınabiliyor. lokal teslim noktaları da bir şekilde yakınlarda oluyor. eve teslimi en geç 1 haftaya yapıyorlar.
örneğin yine burada evin diğer ihtiyaçları için "ikea evimizin her şeyi" de var, ama mağazadan teslim kısmı biraz sorun çünkü merkeze uzakta kalıyor, eve teslim yapıyorlar ama o da genelde 1 ay sonrasına olabiliyor. 

kozmetik ihtiyaçlar için boots ve superdrug mağazaları ve online seçenekleri mevcut. vitaminci zinciri de holland &barrett, vitamin eksiğiniz yoksa bile mağazaya girince birkaç şişe alasınız geliyor.

kıyafet olarak -pandemide mağazalar kapalıyken özellikle- bildiğiniz, kullandığınız markaların online seçenekleri dışında buranın mrendyol'u diyebileceğimiz sitesi de asos. anlaşmalı olduğu birkaç markanın ürünleri bulunuyor. 

yoğunlukla spor kıyafetlere ihtiyacınız veya sportif tarzınız varsa da, sports direct ve uniqlo tavsiye edilebilir. (yine fiziksel ve online satış olarak)

türklük hasretiyle bir takım yiyecekler canınız çekerse bonvila online siparişle bu ihtiyacınızı karşılıyor. bulunduğunuz semte göre türk marketler bulmanız da mümkün, mesela benim sokağın paralelinde ve bir 20 dakika yürümelik ayrı bir lokasyonda 2 türk market var. 

bir de buranın 1milyoncu avm'leri olan, "1 pound store"lar ihtiyaç karşılıyor. genelde hintli vatandaşlar işletiyor. tornavidadan, bardağa, saksıdan tencereye 1 milyoncu kalitesiyle bir şeyler bulabiliyorsunuz. ilginç şekilde aldığım saksı ve bardaklar türk malıydı. : )

tesco ve sainsbury'nin hem express/local yani daha küçük/kompakt olanları da var, içinde saatler geçirebileceğiniz büyük olanları da. burası vegan/vejeteryan cenneti demiş miydim? beslenme dışında bazı ev eşyalarını da bulabiliyorsunuz bunlarda. özellikle sainsbury'nin büyük olanlarında ev tekstili ve eşyası yanısıra yetişkin-çocuk-bebek kıyafetleri de satılıyor.

benim yaşadığım semtte baya bir hintli yoğunluğu var, muhtemelen o yüzden kendi lokal ürünlerini satan ve daha çok toptancı gibi (20kg patates, 20 kg pirinç gibi) hint marketleri bulunuyor.
aaa zerdevatçıları söylemeden olmaz, yukarıda söylediğim market zincirlerinde envai çeşit sebze meyve var ama bir de küçük dükkanlar, sokak tezgahı şeklinde zerdevatçılar çok burada, muhtemelen yine benin bulunduğum semtle de bağlantılı. ben tam hippilerle hintliler arasında bir yerdeyim : )
oxford street'te, regent'ta falan böyle değildir.

çay ve kahve konusuna da değineyim. marketlerde bir çok çeşit poşet ve toz çay ve yine hem çekirdek hem öğütülmüş kahvelere ulaşmak mümkün. fincanda değil de demleme çay istiyorsanız argos veya amazon'dan online olarak demlik alabilirsiniz. mağazalarda da demlik satılıyor ama bulunduğunuz lokasyona göre olmayabilir.
kahve için ya makine alabilirsiniz ya da french press, isterseniz ikisini de alın tabii : ) French press'ler diğer bazı eşyalara göreli olarak burada biraz pahalı. ama bir yandan da ammaaaan yani. : ))

yazı içinde bahsettiğim arıtıcılı sürahinin bir çeşidi, bunların markalarına ve modeline göre 10£-30£ arası fiyatları var. sağdaki de bildiğin pet şişe su : )

aşağıda görüldüğü ve halihazırda bilindiği üzere burada prizler 3'lü. Türkiye'den getirdiğiniz elektrikli eşyalar veya şarjlar için ara aparat ihtiyacınız olacaktır. Onu da Türkiye'den getirebilirsiniz veya buradaki 1pound'çulardan ve nalburlardan bulmak mümkün.

Bir de burada prizin bile açma kapama düğmesi var : ) aşağı doğru basılı olunca açık, diğer türlü kapalı.

ortadaki fotoğraf da kalorifer. bazı evler kombi usulü bazıları ise böyle elektrikli peteklerle ısıtılıyor. misal benim evde salonda 2, yatak odası, hol ve banyoda birer tane ısıtıcı var, her biri kendi düğmesiyle yönetiliyor. (bir de hepsini yöneten ayrı bir kutu var, tümden açma, tümden kapama falan için)
ve her ne kadar petek gibi olsa da, kendisi ısınmıyor, üstteki ızgaradan sıcak hava üfürüyor.


aklıma şimdilik gelenler bunlar, yeni bir şey hatırlarsam yazarım.
yazı içindeki markaları reklam olsun diye değil, bilgi amaçlı yazdım, başımıza bir iş gelmesin : ))

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bosluk-finilfih

kesin bir yerlerde, bir dilde, "aklindan yuzlerce cumle gecirip hicbirsey soylememek" anlamina gelen tek bir kelime vardir, yoksa da ben hemen yaratiyorum: "finilfih" bu aralar finilfihim biraz. yazacak dusuncem, anlatacak duygum olmadigindan degil. sacma sapan seyler de var, cok tatli seyler de. sadece paylasima kapaliyim bu ara, gecer ama yakinda.

Planladigim sey bu degildi

Hosbulduk!  Bu ara butunlesik saglikli yasam amaciyla (tercumesi akil sagligimi korumak)  gunluk 20-30dk arasi yuruyus yaptigim parkin kapisi. Yani amacim senede bir, iki senede bir yazmak degildi buraya. Aklima estikce bile yazamadim. Zannetme ki unuttum, iki senedir aklima bir cok kez geldi buraya bir seyler dokmek veya paylasmak. Bir cok gezi yaptim mesela sevdiklerimle (Nantes, Ibiza, Lisbon, Valencia, Brittany, Limoges, Guney Afrika, Los Angeles-San Francisco, Kas), onlari aktarmak istedim ara ara, sonra zaman uzayinca amaaan dedim ve isin kolayina kacip instagram postu olarak yayinladim. Sonra birkac kez canim cokca sikildi, genel hayatla, dünyada ve turkiye'de olanlarla ilgili olarak bu. Son 1 senedir de dunyada olup bitenler bayagi domine eder oldu duygu ve dusuncelerimi. Insanlik olarak nereye gittigimizi sorguluyorum. AI ve robotlar bizim icin tehlike mi diye dusunurken, bizzat insanligin kendisi icin en buyuk tehlike oldugunu goruyoruz. Tabii AI ve robotlar neden te...

gecen sene bu zamanlar

bir yol telasi, bir yeni hayata baslangic heyecani, bir birakip gitme huznu, bir tanimlanamayan ama tartsan 100kg gelecek duygu yogunlugu... 15 Ocak'ta Londra Stansted'tan ilk girisim, ay sonunda donup evi kapatirim, isimden ayrilisimi tamamlarim derken, sinirlarin kapatilmasi ve Subat sonuna kadar burada kalisim. O periyotta ev tutarak, buradaki yerlesikligimin ilk resmi adimini atmam, duygu dalgalanmalari, kopuslar, donusler, alismalar, ozlemeler, aglamalar-ama deli gibi, kavusmalar, hastaliklar, mutluluklar-sanki hep oyleymisiz gibi, geriye geriye gelisler derken burada tekrar tasinmam ve sanki hem goz acip kapayincaya kadar, hem 3 sene gibi gecen 1 sene. bazi seyler hic degismezken, cok seyler de degisti. birak satir aralarini, kelime aralarinda yazmadiklarimdan 50 sayfa daha cikar. kendi hayatimin senaryosunu ben yazsam (biz yazmiyor muyuz zaten?!) boyle olmazdi, ama simdiye kadar iyi ve kotusuyle butun olarak bakinca fena gitmemis. hele su siralar sahnelenen kisim cok iyi...