Ana içeriğe atla

tam olarak ne zaman buralı oluyoruz?

bence olmuyoruz, olmayacağız ya da bir 6 ay sonra tekrar konuşalım bunu. 

ve bu olmazlığın sebebi işlerin ters gitmesi veya duygusal gitgeller/gelgitler falan değil başka bir şey var orada.

yani daha minik bir sabiyken 5 derece soğukta tişörtle parkta oyun oynayıp, yeşillikler içinde büyümüş, medeniyeti hava diye solumuş ve benimle aynı yaşa erişmiş biriyle aynı aidiyet hissine zaten erişmem mümkün değil de, 6 yaşındaki bebeyle bile yarışamam. 

sonra bir kere her an kötü bir şey olacak, işler tersine gidecek ve geri dönmem gerekecek duygusunu atmak çok zor. nasıl bir ekonomik, kültürel yapıdan geldiysek artık.

ne bileyim burada yaşamla ilgili bazı şeylerde zorluklar var, ama bir çok şey de kolaylıkla oluyor. hepsinin matematiği var ve o matematik doğru işliyor. yani ortalama düzeyde para kazanıyorsan hayat burada baya pratik. 

yemek tarifi gibi listelenebilecek şekilde, londra'da yaşam tarifi yapılabilir. dozlar, malzemeler o kadar belli ki. ve daha da güzeli kimse bunlarla ilgili sana tüyo vermese bile, gözün biraz açık, kafan azıcık çalışıyorsa patika seni doğru yere ulaştırıyor. 

görsel olarak tarif etmem gerekirse üretim bandında ilerleyen boş -ama zeki- bir kavanoz olduğunu düşün, sen hiç bir şey yapmasan bile için çikolata dolup, kapağın kapanıyor ve etiketlenip paketleniyorsun, hahahah. (çikolata mutluluk ya ondan çiko doluyor için)

kesinlikle daha önce tecrübe etmiş birinden öneri alınması gereken konular da var tabii, örneğin ev kiralarken dikkat edilecek şeyler, self employee geldiysen yapman gerekenler, sağlık sistemine kayıt vs gibi resmi işler diyelim bunlara. geri kalan her şeyi kendin deneyimle, çünkü kötüsü yok. (abarttım mı ya acaba? daha 3.5 ay oldu bir dur)

buralı hissedememe nedenlerini yeterince övdüysek, duygusal kısma gelelim. ki bu kısım memleketim dediğin yer her neresiyse oradan başka gittiğin her yerde yaşanabilir. 

hatırlaman gereken şey "kendine zaman ver".

dur yeni başlık geliyor.

markete her gidişte elim kolum dolu gelmediğimde buralı sayılırım belki : )



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bosluk-finilfih

kesin bir yerlerde, bir dilde, "aklindan yuzlerce cumle gecirip hicbirsey soylememek" anlamina gelen tek bir kelime vardir, yoksa da ben hemen yaratiyorum: "finilfih" bu aralar finilfihim biraz. yazacak dusuncem, anlatacak duygum olmadigindan degil. sacma sapan seyler de var, cok tatli seyler de. sadece paylasima kapaliyim bu ara, gecer ama yakinda.

Planladigim sey bu degildi

Hosbulduk!  Bu ara butunlesik saglikli yasam amaciyla (tercumesi akil sagligimi korumak)  gunluk 20-30dk arasi yuruyus yaptigim parkin kapisi. Yani amacim senede bir, iki senede bir yazmak degildi buraya. Aklima estikce bile yazamadim. Zannetme ki unuttum, iki senedir aklima bir cok kez geldi buraya bir seyler dokmek veya paylasmak. Bir cok gezi yaptim mesela sevdiklerimle (Nantes, Ibiza, Lisbon, Valencia, Brittany, Limoges, Guney Afrika, Los Angeles-San Francisco, Kas), onlari aktarmak istedim ara ara, sonra zaman uzayinca amaaan dedim ve isin kolayina kacip instagram postu olarak yayinladim. Sonra birkac kez canim cokca sikildi, genel hayatla, dünyada ve turkiye'de olanlarla ilgili olarak bu. Son 1 senedir de dunyada olup bitenler bayagi domine eder oldu duygu ve dusuncelerimi. Insanlik olarak nereye gittigimizi sorguluyorum. AI ve robotlar bizim icin tehlike mi diye dusunurken, bizzat insanligin kendisi icin en buyuk tehlike oldugunu goruyoruz. Tabii AI ve robotlar neden te...

gecen sene bu zamanlar

bir yol telasi, bir yeni hayata baslangic heyecani, bir birakip gitme huznu, bir tanimlanamayan ama tartsan 100kg gelecek duygu yogunlugu... 15 Ocak'ta Londra Stansted'tan ilk girisim, ay sonunda donup evi kapatirim, isimden ayrilisimi tamamlarim derken, sinirlarin kapatilmasi ve Subat sonuna kadar burada kalisim. O periyotta ev tutarak, buradaki yerlesikligimin ilk resmi adimini atmam, duygu dalgalanmalari, kopuslar, donusler, alismalar, ozlemeler, aglamalar-ama deli gibi, kavusmalar, hastaliklar, mutluluklar-sanki hep oyleymisiz gibi, geriye geriye gelisler derken burada tekrar tasinmam ve sanki hem goz acip kapayincaya kadar, hem 3 sene gibi gecen 1 sene. bazi seyler hic degismezken, cok seyler de degisti. birak satir aralarini, kelime aralarinda yazmadiklarimdan 50 sayfa daha cikar. kendi hayatimin senaryosunu ben yazsam (biz yazmiyor muyuz zaten?!) boyle olmazdi, ama simdiye kadar iyi ve kotusuyle butun olarak bakinca fena gitmemis. hele su siralar sahnelenen kisim cok iyi...