Ana içeriğe atla

Önsöz değil giriş

Kitaplardaki önsözleri sevmiyorum. 

Kitapta anlatılanlara girişimi geciktiriyor, süreden yiyor gibi geliyor ve pek de işime yaramıyor. 

Tamam kitap kurdu değilim, belki ondan, okumaya ayırdığım zihinsel süre zaten kısıtlı, bunu önsözle harcamak istemiyorum. Bir de ben o yazarı, o hikayeyi duymak istiyorum, hikayeyi duyan kişinin söylediklerini değil. 

Sığlıksa sığlık, bana ne.

Bugün 27 Nisan 2021. (Bunu yazdım, çünkü buraya yazdığım gün post'a atılan tarihle aynı olmayabilecek)

15 Ocak 2021'den beri Londra'da yaşamaya başladım. Vizem başvurumun üzerinden yaklaşık-nerdeyse de tamı tamına- 1 sene sonra çıktı. O 1 sene bana sürprizler hazırlamıştı, ki muhtemelen hayatın normalde hazırladığından daha farklı değildi. Yo yoo farklıydı tamam. (Bunlar anlatılacak)

Mart 2020'den beri  corona/covid-19 denilen zirzop virüsün etkisindeyiz. Pandemi, maske, kolonya, karantina, PCR, pozitif/negatif, antikor, hijyen, mesafe, yoğun bakım, entübe ve sonunda aşı 1 senedir en sık kullanılan kelimeler. Her ne muhabbet açılırsa açılsın konu mutlaka ya buna geliyor ya zaten buradan çıkmıyor. (Bunlardan bahsedilebilir)

Not: Satır başı ve noktadan sonra büyük harfle başlanır kuralını zaman zaman uygulamayabilirim. Ama imla kuralları, bağlaçlar ve soru kelimelerine hassasiyetimle buradayım.

Not2: Uzun bir şey yazdıysanız, bir sonraki adıma geçmeden önce mutlaka "ctrl+A" ve "ctrl+copy" yapın, sonra emeğiniz heba olmasın.

aye, i'm here


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bosluk-finilfih

kesin bir yerlerde, bir dilde, "aklindan yuzlerce cumle gecirip hicbirsey soylememek" anlamina gelen tek bir kelime vardir, yoksa da ben hemen yaratiyorum: "finilfih" bu aralar finilfihim biraz. yazacak dusuncem, anlatacak duygum olmadigindan degil. sacma sapan seyler de var, cok tatli seyler de. sadece paylasima kapaliyim bu ara, gecer ama yakinda.

Planladigim sey bu degildi

Hosbulduk!  Bu ara butunlesik saglikli yasam amaciyla (tercumesi akil sagligimi korumak)  gunluk 20-30dk arasi yuruyus yaptigim parkin kapisi. Yani amacim senede bir, iki senede bir yazmak degildi buraya. Aklima estikce bile yazamadim. Zannetme ki unuttum, iki senedir aklima bir cok kez geldi buraya bir seyler dokmek veya paylasmak. Bir cok gezi yaptim mesela sevdiklerimle (Nantes, Ibiza, Lisbon, Valencia, Brittany, Limoges, Guney Afrika, Los Angeles-San Francisco, Kas), onlari aktarmak istedim ara ara, sonra zaman uzayinca amaaan dedim ve isin kolayina kacip instagram postu olarak yayinladim. Sonra birkac kez canim cokca sikildi, genel hayatla, dünyada ve turkiye'de olanlarla ilgili olarak bu. Son 1 senedir de dunyada olup bitenler bayagi domine eder oldu duygu ve dusuncelerimi. Insanlik olarak nereye gittigimizi sorguluyorum. AI ve robotlar bizim icin tehlike mi diye dusunurken, bizzat insanligin kendisi icin en buyuk tehlike oldugunu goruyoruz. Tabii AI ve robotlar neden te...

gecen sene bu zamanlar

bir yol telasi, bir yeni hayata baslangic heyecani, bir birakip gitme huznu, bir tanimlanamayan ama tartsan 100kg gelecek duygu yogunlugu... 15 Ocak'ta Londra Stansted'tan ilk girisim, ay sonunda donup evi kapatirim, isimden ayrilisimi tamamlarim derken, sinirlarin kapatilmasi ve Subat sonuna kadar burada kalisim. O periyotta ev tutarak, buradaki yerlesikligimin ilk resmi adimini atmam, duygu dalgalanmalari, kopuslar, donusler, alismalar, ozlemeler, aglamalar-ama deli gibi, kavusmalar, hastaliklar, mutluluklar-sanki hep oyleymisiz gibi, geriye geriye gelisler derken burada tekrar tasinmam ve sanki hem goz acip kapayincaya kadar, hem 3 sene gibi gecen 1 sene. bazi seyler hic degismezken, cok seyler de degisti. birak satir aralarini, kelime aralarinda yazmadiklarimdan 50 sayfa daha cikar. kendi hayatimin senaryosunu ben yazsam (biz yazmiyor muyuz zaten?!) boyle olmazdi, ama simdiye kadar iyi ve kotusuyle butun olarak bakinca fena gitmemis. hele su siralar sahnelenen kisim cok iyi...