Ana içeriğe atla

ev alma komşu al

hazır bugünlerde sıcak gündemim buyken bahsetmeden olmaz.

sözüm meclisten dışarı, emlakçılık dünyanın her yerinde pis bir şekilde yürüyor sanırım. tüm dünyayı görmedim tabii ama yani ingiltere'de bile böyleyse diyor insan, zaten türkiye'dekine aşınayız da.

sevgili ev sahibimin kontratı uzatmak istemeyip, evden çıkmamı istemesiyle beraber bir ev bakma telaşım başlamıştı. istanbul'dayken online bakıp, neyse ya gidince mutlaka bir ev bulurum diyordum.

o işler pek öyle olmuyor yalnız.

yani ev fiyatları baya yükselmiş bir kere, bütçede sarsıntı kısmı var.

sonra evi online beğendin, görmek için talep ilettin;
A- Randevu oluşturuluyor, gidiyor görüyorsun, ilandakiyle gördüğün evin alakası yok.
B- Randevu oluşturuluyor, gidiyor görüyorsun, tamam diyosun ben tutabilirim, istekliyim, ödemeye gücüm var, şu bu. Tamam diyor bir iki kişiye daha söz vermiştim haksızlık olmasın (neyin haksızlığı!) onlara da göstereyim. peki diyosun. sonra o başkalarından birine evi veriyor. böylece haksızlık yapılmamış oldu, evet.
C- Randevu oluşturalım tamam ama deniyor, beğendiğin ev azzzzz önce gitti yaaa, ama tercihlerine uygun ev bulalım sana. Peki diyosun, 6-7 soru-cevapla senin portföyünü çıkarıyor. Sonra emaille öneriler gönderiyor. Diyosun ki, ben ne söyledim de bana bütçemin 1,5 katı fazlalı, baktığım lokasyonla alakasız, eşyalı demişim eşyasız öneriler sunuyor.
Hiç anlamı yok, tek amacı aslında elimde bunlar var, belki aklını çelerim manevrası. He ya, bütçem şunca, ama evi öyle beğendim ki bir anda zenginliğe kavuştum.
D-Ağzının suyu akarak "viewing request" gönderiyorsun, verem eden sevgili gibi bir türlü cevap gelmiyor. Sonra bakıyorsun aynı ilan 1 ay boyunca orada duruyor. la allahsız, 1 kişi bile mi çıkmadı tutmak isteyecek diyosun. alakası yok tabii, anladınız, bu da olta için. bkz.madde C.

Velhasılı, ev bakma serüvenim içinde işe alım mülakatlarını aratmayacak seviyede emlakçı görüşmeleri yapmaktan, emlak sitelerini refresh etmekten, farklı semtlerde arama yapıp, favorilere atmaktan, hangisi olta hangisi değil filtrelemekten, sonra onlara talep oluşturmaktan falan beynim aktı. 

Bu arada geçen gün bindiğim uber şoförü türk çıktı, 30 senedir buradaymış, 2 evi varmış falan, bana da para biriktir ev al diye tavsiye veriyor. ya amca bırak allasen, neyi, nasıl biriktiriyorsun, dikiz aynasından ne gibi görünüyorum gözüne diyemedim. o işler eskiden kolaymış, şimdi zor falan dedim ancak.

dur bi refresh daha yapayım, cevap gelmiştir belki... gelmemiş.

şeytan diyo git kampervan al, şeytan demiyordur da, daha zaman var ona.


burada emlak için şu siteler kullanılıyor: openrent, zoopla, rightmove, onthemarket


ilk sene için tavsiye eşyalı ev, sonrasına bakılır.
faturalar dahil shared olmayan ev zor çıkıyor, genelde shared house/flat olanlarda "all bills included" oluyor.
council tax ve tv licence diye 2 terim var, biri diyim emlak vergisi, diğeri TRT bandrol ödemesi : ))
bunlar kiracının ödemesi gereken en temel 2 kalem.
pet varsa pet friendly bulabilmek de sorun.
ha paylaşımlı evlerde de baya güzeller var, özellikle en-suite (kendine ait banyosu olan oda) ise insanın aklını çeliyor. ama işte üç kuruş fazla olsun benim olsun da diyosun. paylaşımlıda sosyalleşme imkanı da olur diyosun. sonra ya anlaşamazsan bir de onunla mı uğraşıcan diyosun. diyosun parantez aç/kapa.

yeni binalardaki evlerin konforlu donanımı oluyor ama semti uzak olabiliyor.
victorian tarz olanlar da böyle bi hoşuna gidiyor, filmlere falan aklın kayıyor, dokuyu hissedeyim diye düşünüyorsun ama, dikkatli seçmek lazım onları da.
balkon/teras veya bahçeli olanlar arasında hem uygun fiyatlı, hem iyi semtli, hem de evin şartları iyi olana denk gelmek, denk gelince de cevap alabilmek zor. 

taşınılabilecek tarih ve minimum kiralama süreleri de dikkat edilmesi gereken 2 konu.

en sevdiğimiz ve "kimler kalsın uzaylılar mı" dediğimiz iki ilan modeli paylaşıp kaçıyorum.

Bir de önemli not: zilyon tane oraya buraya telefon, mail paylaştığımız için bir şekilde spamcilerin de eline geçiyor bu bilgiler sanırım. emlak sitesinden geliyor görünümlü SMS ve mailler gelebiliyor, onlara da dikkat diyoruz. ya referans gösterdikleri websitesi, ya gönderici mail adresinde orijinal siteyle aynı olmayan bir şey oluyor, anlarsınız yani. dıhlamayın.

Sonradan akla gelen eki: Bir de kanal üzerinde tekneler var, sabit duruyor öyle. içi yaşanabilecek şekilde modifiye edilmiş falan. ucuz değiller, çok konforlu da değiller. ama macera olsun, değişik tedirginlikler yaşayayım, yapmadım demeyeyim diyenler için bir seçenek. benlik iş değil.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bosluk-finilfih

kesin bir yerlerde, bir dilde, "aklindan yuzlerce cumle gecirip hicbirsey soylememek" anlamina gelen tek bir kelime vardir, yoksa da ben hemen yaratiyorum: "finilfih" bu aralar finilfihim biraz. yazacak dusuncem, anlatacak duygum olmadigindan degil. sacma sapan seyler de var, cok tatli seyler de. sadece paylasima kapaliyim bu ara, gecer ama yakinda.

Planladigim sey bu degildi

Hosbulduk!  Bu ara butunlesik saglikli yasam amaciyla (tercumesi akil sagligimi korumak)  gunluk 20-30dk arasi yuruyus yaptigim parkin kapisi. Yani amacim senede bir, iki senede bir yazmak degildi buraya. Aklima estikce bile yazamadim. Zannetme ki unuttum, iki senedir aklima bir cok kez geldi buraya bir seyler dokmek veya paylasmak. Bir cok gezi yaptim mesela sevdiklerimle (Nantes, Ibiza, Lisbon, Valencia, Brittany, Limoges, Guney Afrika, Los Angeles-San Francisco, Kas), onlari aktarmak istedim ara ara, sonra zaman uzayinca amaaan dedim ve isin kolayina kacip instagram postu olarak yayinladim. Sonra birkac kez canim cokca sikildi, genel hayatla, dünyada ve turkiye'de olanlarla ilgili olarak bu. Son 1 senedir de dunyada olup bitenler bayagi domine eder oldu duygu ve dusuncelerimi. Insanlik olarak nereye gittigimizi sorguluyorum. AI ve robotlar bizim icin tehlike mi diye dusunurken, bizzat insanligin kendisi icin en buyuk tehlike oldugunu goruyoruz. Tabii AI ve robotlar neden te...

gecen sene bu zamanlar

bir yol telasi, bir yeni hayata baslangic heyecani, bir birakip gitme huznu, bir tanimlanamayan ama tartsan 100kg gelecek duygu yogunlugu... 15 Ocak'ta Londra Stansted'tan ilk girisim, ay sonunda donup evi kapatirim, isimden ayrilisimi tamamlarim derken, sinirlarin kapatilmasi ve Subat sonuna kadar burada kalisim. O periyotta ev tutarak, buradaki yerlesikligimin ilk resmi adimini atmam, duygu dalgalanmalari, kopuslar, donusler, alismalar, ozlemeler, aglamalar-ama deli gibi, kavusmalar, hastaliklar, mutluluklar-sanki hep oyleymisiz gibi, geriye geriye gelisler derken burada tekrar tasinmam ve sanki hem goz acip kapayincaya kadar, hem 3 sene gibi gecen 1 sene. bazi seyler hic degismezken, cok seyler de degisti. birak satir aralarini, kelime aralarinda yazmadiklarimdan 50 sayfa daha cikar. kendi hayatimin senaryosunu ben yazsam (biz yazmiyor muyuz zaten?!) boyle olmazdi, ama simdiye kadar iyi ve kotusuyle butun olarak bakinca fena gitmemis. hele su siralar sahnelenen kisim cok iyi...