çocukken lunaparka* gittiğimizde en favori yerim "çarpışan oto" tarafıydı. "çarpışan oto" kullanmaya bayılıyordum, özellikle çarpıştırmamaya çalışarak alanın içinde dört dönüyordum. ne kadar az çarpışırsam o kadar iyiydi. ama mutlaka beni gözüne kestiren birileri çıkıp beklemediğim bir anda arkadan, yandan daaan! diye geçiriveriyordu. o durumları da seviyordum. kahkahalar atıp eğlenmek işte.
bir de daha küçük olduğumuz zamanlarda sevilen atlıkarınca mevzusu var.
hangi hayvanı seçeceksin önemli, at olmalı mesela. sonra hangi renk atı seçeceksin o da önemli, yeşil, kırmızı, siyah.
kendiliklerinden hiç bir yere gitmeyen, hızları tamamen eşit, at, tavşan, fil vs arasından seçim yaparsın. bazı lunaparklarda direk yukarı aşağı da hareket eder ama tüm hayvanlar aynı hızla ilerler sonuçta. yine de önemlidir çocukken, hangi hayvan, hangi renk.
sıra beklerken, binmek istediğin siyah atı tutturabilmek için anne-baban atlıkarıncanın duracağı noktayı tahmin edip, siyah ata en yakın olabilecek yerde senin için bekler, araç durur durmaz ve daha önce binen çocuk iner inmez baban atılır ve atı senin için "yakalar".
bir mutluluk, bir gurur, bir heyecan, seçilen siyah ata binilecek. sıkı tut tembihleriyle anne-baban seni dış çemberde bekler. atlı karıncanın anne-babanın önünden her tur atışında onlarla göz göze gelip, belki el sallayıp (el sallayınca bırakma elini diye seslenmeler) mutlulukla "yoluna" devam edersin. bir sonraki tur aynı duygular yeniden.
bazen göremezsin onları, kayboldular sanıp bir endişelenirsin, sonra fark edersin ki hala oradalar.
sana öyle bakarlar ki o sırada, binmek istediğin oyuncağa binmiş olmanın mutluluğunun ötesinde bir başarma duygusu hissedersin, seninle gururlanıyorlardır adeta.
"baksana kızımız ne güzel biniyor, mutlu, başarılı ve cesaretli, ne güzel bir şey yapıyor"
böyle düşünürsün yani o sırada ve kendini fethe çıkmış kumandan, imkansızı başarmış cesur bir girişimci sanırsın. senden önce yüzlercesinin binmiş ve sonrasında da binecek olması önemli değildir.
sen istemiş ve yapmışsındır, alnın pek sırtın dik "ilerlersin".
belki sadece "sıkı tutuyordur dimi, düşmez dimi, ama ne kadar da mutlu baksana" diyorlardır içlerinden.
indiğinde bir farklı yürür ve at keyfinin detaylarını konuşursun.
ben yine siyah atımdayım ve onlar yine orada.
*Evime yakın Weavers Fields parkında geçici lunapark kurulmuştu yaz başlarken. Bugün yine vardı. Üşenmeyip birkaç hafta kalacak şekilde lunapark kuruyorlar. Foto çekmek aklıma gelmedi. Buraya tekrar yazana kadar kaldırılmazsa yine gidince çeker eklerim.
yeni not: tekrar gittiğimde yazının üzerinden 1 hafta geçmemişti ki kaldırmışlar malesef çekemedim foto.
Yorumlar
Yorum Gönder