Phoenix, Simurg, Anka Kusu; hikayesini ogrendigim gunden itibaren beni icine ceken, kendimce de yorumlayarak resmen bir kisim hayat felsefemi uzerine kurdugum mistik canli.
Hikayesi kadar gorsel anlatimlardaki renkleri ve gorunusu daha dogrusu hatlari da estetik algimda yer edindi.
Yillar icinde (bundan 20 sene kadar once) Yuzuklerin Efendisi (LOTR) temelli karakterler iceren hikayeler uydurdugumuz oyunlarda da yarattigim bir karakterin adi oldu, "Phoenixia".
Bu hikayeler icinde Phoenixia bir cok kereler oldu ve kullerinden kendisi olarak yeniden dogdu. Ancak sonuncusunda kullerinden kendisi olarak degil, degiserek ve karanlik tarafa gecerek geri geldi. Yani kullerinden geri doguslarda mutlaka bir degisimden bahsedilir ama bu daha cok, "sifirdan yenibastan", "daha guclu", "daha bilge" veya "daha direncli" vs seklinde yorumlanir.
Neden anlattim bunlari, tabii baglayacagim bir yere. Phoenix'e atfedilen ve gunumuzde cokusler veya bitisler yasayan kisilerin tekrar hayata donmeleri ve 'daha daha' bir sey olmalari hikayeleri "kullerinden yeniden ve daha XX dogdu" gibi anlatiliyor. Dogrudur, olabilir boyle seyler. Bazi bitisler cok daha iyi ve guzel versiyonlara hazirlik yapar.
Ama ya Phoenix kullerinden dogmazsa artik, bunu secmezse... ona tercih yapmis Phoenix demeyiz de Phoebane* falan diye yeni ad veririz. Phoebane, basarisizligi mi temsil eder acaba bu durumda yoksa vazgeçmişligi mi?
Hayatta her seyin bir çaresi var, olumun yok diyoruz, olumu çare bulunmasi gereken bir olgu sınifina alip. Çarenin on sartlari cok calismak, cabalamak, emek vermek, degistirmeye calismak, inanmak, dua etmek, vazgeçmemek... diye siralayabiliriz. Ancak malesef hayatta her seyin bir caresi yok arkadaslar. Tum bu on sartlari yerine getirsek de, bazen careye/çozume ulasamayabiliriz.
Sorunun veya derdinin, cok buyuk veya kucuk olmasindan bagimsizdir care.
Kucuk sorunlara da care bulamayabiliriz, sorunun kucuk olmasindan kaynakli bulunmayan bu cozumu kafamiza cok da takmadan yola sanki bir sey degismemiscesine devam ederiz.
Buyuk sorunlarda ise bulunamayan çare bizi etkisi altina alir. Hayatimiz kokunden degismis hissederiz, hayat yoluna yine devam ederiz ancak çarenin boslugu yani çaresizlik adimlarimizi etkiler. Sadece adimlarimizi da degil, kendimize guvenimizi, hayata baglanisimizi sorgulatir. Vazgecme istegi agir basmaya baslar, çare bulunamayan konu ve disindaki her sey için.
Halbuki kucuk sorundaki gibi dusunebilmeliyiz degil mi? Olmuyorsa devam et gitsin.
O kadar da kolay degil, zira sorunun kucuk veya buyuk diye adlandirilma sebebi etki alaninin çapi. Kucuk sorunda teget gecen bir çizgiyken, buyuk sorunda çemberi zart diye ortasindan kesen bir zigzag olabilir.
Ha biraz manevi, biraz mistik, biraz dervis yaklasimiyla, hayatinda olan her seyi istisnasiz kabullen diye ogut verebiliyoruz. Ancak kabullenmek istememek de anlasilabilir. Zira kabullen deyince vazgeç demis oluyoruz bir nevi, birak gitsin. Ugrastin, ugrastin olmadi mi? Birak gitsin...
Git kullerinden yeniden dog, daha guclu, daha bilge, daha iyi versiyonla, daha daha daha... Bazilarimiz ve bazi konular icin kolay degil bunu yapmak.
Kac kere dogdun hayatinda tekrar tekrar? Kac dusuk yaptin? Bir hayata kac dogum sigar?
Kulleri içinde uyumak isteyen, yorulmus ve inancini yitirmis, atesi sonmus Anka'lara selam olsun!
Ikigai'sini yasayanlara ve uzay boslugunda kaybolanlara da selam olsun...
*uydurulmus kelime, olu dogan phoenix veya yeniden dogmayan phoenix gibisinden




Yorumlar
Yorum Gönder