Ana içeriğe atla

iki ip üstünde bir cambaz

bu aralar türkiye'deyim.
19 haziran'da geldim. ailemi, arkadaşlarımı ve burada yapmaya alışık olduğum şeyleri özlemiştim. kuzenimin evlenecek olması ve olağan doktor kontrollerimi yaptırmak da diğer sebeplerimdi. bu arada özlemek derken, sıkıntılı rüyalarda sevdiklerimi görüp kuruntu yapma düzeyine erişmiştim.

bazen kendimizi arada kalmış hissederiz, ve mecazen bir ayağım bir ipte diğeri ötekinde cambazlık yapıyorum sanki deriz (tamam demeyin yahu ben diyorum).
Bunun seviyelerini 1-10 arası şöyle tanımlarsam eğer "10- aynı anda iki kişiden hoşlanmak", "1-menüdeki iki tatlı arasında kararsız kalmak" ben şu sıralar 12 gibiyim. bu zaman zaman 5, bazen 3 falan olabiliyor tabii.

neyse buraya geldiğim ilk haftayı istanbul'da annem ve babamla geçirdim çoğunlukla, uzaktan çalışma düzenine devam ederken yeğenleri ve ablamı gördüm, seda'yla görüştüm, öğle tatili veya sabah saatlerinde kapıdan teyze ve dayı ziyareti yaptım, kuzenlerimin bebişlerini gördüm,  doktor kontrolüme gittim ve hafta bitti.

ikinci hafta ofisten izinliydim, tuba ve bahar'la kaş'a gittim, hem de emrah ve müge'yle görüşmüş oldum, deniz-güneş ikilisiyle takıldım, kitap okudum ve hafta yine bitti. (Tr'deki saat kısıtlamasına da denk gelmiştik, akşam 9'a kadar yemek yiyip, 10'da odamıza geri dönüyorduk)

bu üçüncü hafta ve bitti gibi, kaş'tan geldiğimin ertesi günü bir arkadaş grubumla, haftasonu diğer bir grupla, pazar yine seda'yla görüştüm.
haftaya işbaşıyla başladım, sürücü belgemi yenileme başvurumu yaptım, doktora 2.kontrolüme randevu aldım, yarın kuzenin nikahı var, derken hoooop hafta yine bitti. yok yooook bitmedi, görüşeceğim arkadaşlarım var daha.
ve bu arada türkiye'nin kırmızı listeden amber listeye geçmesi için dualar ediyorum, ki londra'ya dönüşüm gecikmesin. zira ev sahibim eylül'de evi boşaltmamı istedi. (%&#+?&^/%'/#)

10-11 Temmuz dönerim diye planladığım için, ötesine bir plan da yapamıyorum şu an. yani zihnim engel oluyor. halbuki belki 15 temmuz'a kadar liste durumları belli olmayacak. 19 diyenler var (çünkü UK 19 temmuz'da yeni açılım açıklayacak)

kaş tatilim güzeldi ama şöyle sığacık veya foça falan gibi yakın ve kısa kaçışlı bir şey de yapasım var. Yani tam tail olmayacak aslında, gittiğim yerden çalışacağım ama değişiklik işte.

özlediğim, yapınca kendimi iyi hissettiğim her şeyi depolama isteği bu bence.

diğer yandan Londra'ya dönüp oradaki deneyimime, hayatıma devam etmek, orada da nelerden hoşlanıyorum keşfetmek istiyorum.

arada çok sıkılıyorum, bir bunaltı geliyor, bıkkınlık. yani bunlara sebep olacak somut bir şey yok ve şükürlük bir hayatım var ama genel bir yılgınlık ve nereye kadar diye sorma hali bu. 
nereye kadar hayatımızdaki sevdiğimiz, keyif aldığımız bir şeyleri kaybetme korkusuyla yaşayacağız. ne zaman bu kaygı bitip gerçekten keyfini süreceğiz. 
cevap hiç bir zaman. hayat böyle. bir kaygı, bir rahatlık gelip gidecek.

hayatımızda hep güzellikler olsun.
















Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bosluk-finilfih

kesin bir yerlerde, bir dilde, "aklindan yuzlerce cumle gecirip hicbirsey soylememek" anlamina gelen tek bir kelime vardir, yoksa da ben hemen yaratiyorum: "finilfih" bu aralar finilfihim biraz. yazacak dusuncem, anlatacak duygum olmadigindan degil. sacma sapan seyler de var, cok tatli seyler de. sadece paylasima kapaliyim bu ara, gecer ama yakinda.

Planladigim sey bu degildi

Hosbulduk!  Bu ara butunlesik saglikli yasam amaciyla (tercumesi akil sagligimi korumak)  gunluk 20-30dk arasi yuruyus yaptigim parkin kapisi. Yani amacim senede bir, iki senede bir yazmak degildi buraya. Aklima estikce bile yazamadim. Zannetme ki unuttum, iki senedir aklima bir cok kez geldi buraya bir seyler dokmek veya paylasmak. Bir cok gezi yaptim mesela sevdiklerimle (Nantes, Ibiza, Lisbon, Valencia, Brittany, Limoges, Guney Afrika, Los Angeles-San Francisco, Kas), onlari aktarmak istedim ara ara, sonra zaman uzayinca amaaan dedim ve isin kolayina kacip instagram postu olarak yayinladim. Sonra birkac kez canim cokca sikildi, genel hayatla, dünyada ve turkiye'de olanlarla ilgili olarak bu. Son 1 senedir de dunyada olup bitenler bayagi domine eder oldu duygu ve dusuncelerimi. Insanlik olarak nereye gittigimizi sorguluyorum. AI ve robotlar bizim icin tehlike mi diye dusunurken, bizzat insanligin kendisi icin en buyuk tehlike oldugunu goruyoruz. Tabii AI ve robotlar neden te...

gecen sene bu zamanlar

bir yol telasi, bir yeni hayata baslangic heyecani, bir birakip gitme huznu, bir tanimlanamayan ama tartsan 100kg gelecek duygu yogunlugu... 15 Ocak'ta Londra Stansted'tan ilk girisim, ay sonunda donup evi kapatirim, isimden ayrilisimi tamamlarim derken, sinirlarin kapatilmasi ve Subat sonuna kadar burada kalisim. O periyotta ev tutarak, buradaki yerlesikligimin ilk resmi adimini atmam, duygu dalgalanmalari, kopuslar, donusler, alismalar, ozlemeler, aglamalar-ama deli gibi, kavusmalar, hastaliklar, mutluluklar-sanki hep oyleymisiz gibi, geriye geriye gelisler derken burada tekrar tasinmam ve sanki hem goz acip kapayincaya kadar, hem 3 sene gibi gecen 1 sene. bazi seyler hic degismezken, cok seyler de degisti. birak satir aralarini, kelime aralarinda yazmadiklarimdan 50 sayfa daha cikar. kendi hayatimin senaryosunu ben yazsam (biz yazmiyor muyuz zaten?!) boyle olmazdi, ama simdiye kadar iyi ve kotusuyle butun olarak bakinca fena gitmemis. hele su siralar sahnelenen kisim cok iyi...