Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kullerinde uyumak-Phoenix vs Phoebane

Phoenix, Simurg, Anka Kusu; hikayesini ogrendigim gunden itibaren beni icine ceken, kendimce de yorumlayarak resmen bir kisim hayat felsefemi uzerine kurdugum mistik canli. Gorsel bana ait degil, searchte ikinci cikani aldim koydum Hikayesi kadar gorsel anlatimlardaki renkleri ve gorunusu daha dogrusu hatlari da estetik algimda yer edindi. Yillar icinde (bundan 20 sene kadar once) Yuzuklerin Efendisi ( LOTR ) temelli karakterler iceren hikayeler uydurdugumuz oyunlarda da yarattigim bir karakterin adi oldu, " Phoenixia ".  Bu hikayeler icinde Phoenixia bir cok kereler oldu ve kullerinden kendisi olarak yeniden dogdu. Ancak sonuncusunda kullerinden kendisi olarak degil, degiserek ve karanlik tarafa gecerek geri geldi. Yani kullerinden geri doguslarda mutlaka bir degisimden bahsedilir ama bu daha cok, "sifirdan yenibastan", "daha guclu", "daha bilge" veya "daha direncli" vs seklinde yorumlanir. Neden anlattim bunlari, tabii baglayacagim bi...
En son yayınlar

Planladigim sey bu degildi

Hosbulduk!  Bu ara butunlesik saglikli yasam amaciyla (tercumesi akil sagligimi korumak)  gunluk 20-30dk arasi yuruyus yaptigim parkin kapisi. Yani amacim senede bir, iki senede bir yazmak degildi buraya. Aklima estikce bile yazamadim. Zannetme ki unuttum, iki senedir aklima bir cok kez geldi buraya bir seyler dokmek veya paylasmak. Bir cok gezi yaptim mesela sevdiklerimle (Nantes, Ibiza, Lisbon, Valencia, Brittany, Limoges, Guney Afrika, Los Angeles-San Francisco, Kas), onlari aktarmak istedim ara ara, sonra zaman uzayinca amaaan dedim ve isin kolayina kacip instagram postu olarak yayinladim. Sonra birkac kez canim cokca sikildi, genel hayatla, dünyada ve turkiye'de olanlarla ilgili olarak bu. Son 1 senedir de dunyada olup bitenler bayagi domine eder oldu duygu ve dusuncelerimi. Insanlik olarak nereye gittigimizi sorguluyorum. AI ve robotlar bizim icin tehlike mi diye dusunurken, bizzat insanligin kendisi icin en buyuk tehlike oldugunu goruyoruz. Tabii AI ve robotlar neden te...

yeni yas, yeni sene ve gectigimiz gunler

Az once kendime yeni yil mektubu yazarken, burayi unuttugumu farkettim :) Bir ozet geceyim dedim, malum Ocak ayinda buradaki 2.yilim da dolacak. Londra'daki hayatim normal akisinda devam ediyor, is-ev, arada bir arkadaslarla bulusmacalar vs. Gecen Kasim ayi sonunda baslayan guzel bir maceram var, seneyi devriyesi hatta bak. Butun hayatim boyunca "soyle de bir sey yasasam ne guzel olur ama, olmaz, olsa da benim basima gelmez" dedigim sey oldu. Umarim uzun sure de devam eder. 💙 Kasim sonunda 45 yasima girdim. Parti falan olmadi, sessis sedasiz giriverdim oyle. Canim J. gelmisti, onunla yemek yedik kutlama icin. Bu sene baya gezdim, yeni yerler gordum. Edinburgh icin post acmisim ama tamamlamamisim, burada bahsedeyim Mart ayinda J. ile Londra'dan Glasgow ve Edinburgh'a trenle gittik. Glasgow'da 1 gun gecirip hemen Edinburgh'a gitsek daha iyi olurmus, Glasgow'da yapacak pek bir sey yoktu. Tuhaf bir sekilde cok fazla muzik magazasi ve dovme studyosu vardi ...

ah Edinburgh!

buraya bir Iskocya yazisi, fotolari, anilari falan gelecek. nasil oldu da yazmamisim simdiye kadar, aklim nerelerde acaba :) simdilik cok guzeldi diyeyim, sonra tamamlayacagim.

simdi sirada guzel seyler

aslina bakarsan, ofisteki bazi sacma sapan durumlari saymazsak, hayatimda uzun suredir ya normal seyler oluyor, ya cok guzel seyler. haliyle, kotu bir sey mi gelecek/olacak hissi mevcut. simdilik bunu es geciyorum. yine de ayan beyan yazmayacagim, cunku ne zaman %99 kesinligi olan bir seyden bahsetsem %1'lik olasilik devreye giriyor, gibi gibi oluyor. hep kendi hayatimda da olmasi icin ozendigim, eksikligini dert ettigim, uzerine hayaller kurdugum, olmama sebebini hep kendime bagladigim, olan hali cok tatli bir sey. mutluluk veren sey. sonraaaa, evle ilgili keyfim yerinde. kucuk kucuk degisiklik planlari yapiyorum dekorasyon olarak. her sey var cok sukur, ancak evin hissettirdigi duyguyla ilgili boyle nasil tarif etseeeem; yagi, limonu, baharati, yesilligi tam da nar eksisi unutulmus kisir gibi ya da yaz aksami serininde balkonda otururken iceriden almaya usendigin salin eksikligi gibi, cok tatli bir yagmur yagmis da toprak kokusu yayilmamis gibi. neyse iste, bulacagim o eksik reng...

bosluk-finilfih

kesin bir yerlerde, bir dilde, "aklindan yuzlerce cumle gecirip hicbirsey soylememek" anlamina gelen tek bir kelime vardir, yoksa da ben hemen yaratiyorum: "finilfih" bu aralar finilfihim biraz. yazacak dusuncem, anlatacak duygum olmadigindan degil. sacma sapan seyler de var, cok tatli seyler de. sadece paylasima kapaliyim bu ara, gecer ama yakinda.

gecen sene bu zamanlar

bir yol telasi, bir yeni hayata baslangic heyecani, bir birakip gitme huznu, bir tanimlanamayan ama tartsan 100kg gelecek duygu yogunlugu... 15 Ocak'ta Londra Stansted'tan ilk girisim, ay sonunda donup evi kapatirim, isimden ayrilisimi tamamlarim derken, sinirlarin kapatilmasi ve Subat sonuna kadar burada kalisim. O periyotta ev tutarak, buradaki yerlesikligimin ilk resmi adimini atmam, duygu dalgalanmalari, kopuslar, donusler, alismalar, ozlemeler, aglamalar-ama deli gibi, kavusmalar, hastaliklar, mutluluklar-sanki hep oyleymisiz gibi, geriye geriye gelisler derken burada tekrar tasinmam ve sanki hem goz acip kapayincaya kadar, hem 3 sene gibi gecen 1 sene. bazi seyler hic degismezken, cok seyler de degisti. birak satir aralarini, kelime aralarinda yazmadiklarimdan 50 sayfa daha cikar. kendi hayatimin senaryosunu ben yazsam (biz yazmiyor muyuz zaten?!) boyle olmazdi, ama simdiye kadar iyi ve kotusuyle butun olarak bakinca fena gitmemis. hele su siralar sahnelenen kisim cok iyi...